Türkiye vatandaşlarının Azerbaycan Devletini yok sayarak, Dağlık Karabağ’a gitmesi utanç verici




Avukat Arb. Zeki Arıtürk , Ermenistan ve Ermeni Lobisinin ortak düzenlediği 6. Kongreye katılmak için davet edilen Ufuk Uras, yazar Sait Çetinoğlu, gazeteciler Ali Bayramoğlu ve Erol Katırcıoğlu’nun Ermenistan tarafından işgal edilen Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ bölgesine giderek ziyaret etmelerine ve sözde “Dağlık Karabağ Cumhuriyetini” tanıdıkları konusunda açıklama yapmalarına ilişkin olarak Trend Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

İşte Zeki Arıtürk’ün açıklması :

Türkiye vatandaşlarının Azerbaycan Devletini yok sayarak, Dağlık Karabağ’a gitmesini ilk olarak Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirecek olursak:

Vatandaş tarafından işlenen suç

Madde 11- (1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.

(2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikayetine bağlıdır. Bu durumda şikayet, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

Ayrıca Türk Milletini aşağılamak (301. madde), Yabancı Devlet Başkanına hakaret (125 ve 340. maddeler beraber) suçları vardır.

Ayrıca; Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası Madde 38’in son fıkrası uyarınca Türk vatandaşı, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

Bu çerçevede şunu belirtmek isteriz ki, bu vatandaşlar hakkında her ne kadar Azerbaycan Devleti Hukuku çerçevesinde yakalama ve/veya tutuklama kararı çıkartılmış olsa da iadesi hukuken mümkün değildir.

Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’nde gidilmesi yasak olan yani gidilmesi suç oluşturan devletler yoktur. Bu bağlamda izin almadan gitmeleri konusu Türk Ceza Kanununda bir suç değildir. Yani bu konuda cezai anlamda bir işlem yapılamaz.

Bununla birlikte her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dağlık Karabağ’ı hala Azerbaycan Devleti’nin toprağı olarak kabul etse ve Ermeni işgali altındaki bu bölgenin Ermenilerin iddia ettiği gibi bağımsızlığını tanımasa da bu vatandaşların Türk Devleti’nin tezlerine bu bağlamda aykırı davranarak bağımsızlığını tadınıdığını belirtmesi, hukuki perspektifte; gerek Türk Anayasası gerekse taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilme ve cezalandırılamamaktadır.

Fakat hukuki anlamda bunun tek sınırı “şiddet çağrısı”dır. Yani, bu vatandaşlar, katıldıkları kongrede Dağlık Karabağ vatandaşlarını, Azerbaycan Devletine karşı şiddet kullanmayı teşvik ediyor ise bu ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı çerçevesinde cezalandırılabilir.

Ayrıca, eğer bu konuşmalarda şiddet çağrısı olmasa da, Azerbaycan Devlet Başkanı ya da Türk Milletine hakaret edilmişse o zaman cezalandırılabilirler. Bu bağlamda, suç duyurusunda bulunabilmemiz için, bu vatandaşların kongrede yapmış oldukları konuşmaların tam metinlerine ve/veya videolarına ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü delil olmadan yapılacak suç duyurusu nihayetinde cezai işlem yapılamayacaktır.

Şunu da belirtmek isteriz ki bu durumun bir de vicdani boyutu vardır. Azerbaycan ve Türkiye milletleri soydaş ve kardeş milletlerdir. Ortak köklü kültürümüzde, kardeşlerin birbirlerine ihanet etmeyecekleri gibi desteklemeleri gerekmektedir.

Bu durumda, her ne kadar, konuşmalarının içeriklerini detaylı olarak bilmesek de kanaatimce Türk vatandaşlarının, kardeş devletimiz olan Azerbaycan Devletini yok sayarak, yaşanılan can kayıpları ve şehitlerimizden duyulan derin hüznü umursamadan Azerbaycan Devleti’nin toprağı olan Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesinin bağımsızlığını tanıdıkları yönünde beyanda bulunmaları ve de bunu dünyada Türkiye aleyhine sözde Ermeni soykırımı yalanıyla kara propaganda yapan Ermeni Lobisinin etkinliğinde yapmasından şahsım ve milletim adına derin utanç ve üzüntü duyduğumu da belirtmek isterim.

Sonuç olarak, bu vatandaşların yapmış oldukları konuşmalar tarafıma gönderilirse, gerekli şartları haiz olması durumunda derhal suç duyurusunda bulunulacaktır.

Facebook Yorumları